Ömer Döngeloğlu: “O’nu (s.a.v.) anlamalı ve sünnetlerine sımsıkı yapışmalıyız!”

Ömer Döngeloğlu kimdir?

1968 yılında Tokat’ın Zile ilçesinde doğdu. İlkokulu memleketinde (önceki ismi Altunyurt olan) Yavuz Selim ilkokulunda okudu. Orta okul ve liseyi ise Zile İmam-Hatip Lisesi’nde bitirdikten sonra, açık öğretim fakültesi Sosyal Bilimler önlisans ve İlahiyat Fakültesi önlisans programlarından mezun oldu. 1986-1996 yılları arasında Tokat’ta İmam-Hatiplik yaptı. Halen yaşadığı medeniyetler diyarı aziz İstanbul’a 1996 yılında geldi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde şef, müdür yardımcılığı ve kısa bir süre de arşiv müdürlüğü gibi çeşitli idari görevlerde bulundu. Yurt içi ve yurt dışında İslam tarihi ve siyer ağırlıklı pek çok söyleşi, sohbet, seminer ve konferanslara konuşmacı olarak katıldı ve halen katılmaya da devam ediyor. Kanal 7’de yayınlanan “O’nun İzinde” programındaki etkileyici anlatımı ve samimi üslubuyla milyonları ekrana kilitledi. Seyr FM ve Lalegül FM’de radyo programlarında sevenleriyle buluşmayı sürdürüyor. “Peygamberin İzinde” isimli bir kitap çalışması olan Ömer Döngeloğlu, halen İstanbul’da ikamet etmekte olup, evli ve beş çocuk babasıdır.

Sayın Hocam, çoçukluğunuzda Efendimiz (s.a.v.)’in hayatını kimlerden öğrendiniz? Tanışıklığınız nasıl başladı?
Evvela rahmetli babam bizlere Efendimiz (a.s.)’ı sevdirmişti. Ayrıca mahallemizin çok muhterem bir hocası vardı. Ali (Hafız) Doğru hocamın, Efendimiz (s.a.v.)’i sevmemizde emeği ve gayreti çok oldu. Allah kendilerinden razı olsun.

Peygamber Efendimizin mübarek hayatından sizi en çok etkileyen tablo hangisidir?

Rasulullah (s.a.v.)’in hayatının her anı mükemmel olduğu için bir anı öne çıkarmak belki doğru değil. Ama Hz. Hatice validemizin vefatından sonra bile O’na olan sevgi ve vefası beni en çok etkileyen hatıralarından birisidir. Misal vermek gerekirse şunu söyliyeyim: Allah Rasulü’nün bu dünya’da son günleriydi. Bir kurban kesmişti, kurbanın iyice etli olan budunu, Hz. Hatice’nin kız kardeşi Hale’ye götürülmesini istedi. Hz. Peygamber, Hz. Hatice’nin kız kardeşine eti gönderirken Hz. Aişe validemiz “Hâlâ mı Hatice Ya Rasulallah! Bu ihtiyar kadında ne buldun” demişti. Vefa âbidesi olan Efendimiz (s.a.v.) de bakın ne cevap vermişti: “Sus ya Aişe, bir daha böyle söyleme! Hatice hakkında böyle bir şey söylemene gönlüm razı gelmez. Allah bana Hatice’den daha hayırlısını hiç vermedi. Zor günlerimde sizler yokken o vardı yanımda. Bana kötü sözler söylenirken, Mekke’de yüzüme tükürülürken insanlar bana suratlarını asarlarken, o bana yüreğini açtı, evini açtı, malını mülkünü verdi. Hatice’m vardı o günlerde. Bir daha Hatice hakkında böyle şeyler söyleme olur mu?” İşte Peygamberimizin bu vefası beni en çok etkileyen hatıralarından biridir.

Peygamber sevgisi nedir ve niçin önemlidir?

Peygamberlere iman, imanın şartlarından olduğu için, Rasulullah’ı sevmek imanımızın bir parçasıdır. Bize Kur’an’ın ifadesiyle “Usve-i Hasene”, yani en güzel örnek olduğu için peygambersiz ve sünnetiz İslam’ı yaşamak ve anlamak mümkün değildir. Nisa Suresinin 80. ayetinde buyrulan “Kim Rasul’e itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur” ayeti iyi kavranmalıdır.

Peygamberimize atfen “Onu tanıyan Onu sever” diye söylenir hep. Sizce ümmet olarak peygmaber efendimizi yeterince tanıyor ve yeterince seviyormuyuz?

Üzülerek söylemek gerekir ki, Efendimiz (s.a.v.)’i yeterince ne tanıyoruz, ne de sünnetini yaşayabiliyoruz. Eğer O’nu yeterince anlayabilseydik ailelerimiz, toplumumuz ve ümmet olarak bu halde perme perişan olurmuyduk hiç?!

Sizce günümüz müslümanları Efendimiz (s.a.v)’in en çok hangi özelliklerine ihtiyaç duymaktadır ?

Ailesine ve müslüman kardeşlerine karşı davranışları bizim en çok muhtaç olduğumuz sünnetleridir.

Özellikle Batı dünyası Rasulullah Efendimiz’den habersiz yaşıyor. Avrupa’da yaşayan müslümanlar olarak Peygamberimizi nasıl tanımalı, nasıl anlatmalıyız?

Bir defa Avrupa’daki müslüman kardeşlerimize çok iş düşüyor. Örnek bir müslüman ahlakını ve ibadet disiplinini ortaya koymalılar. Bu en büyük ve en tesirli tebliğdir. Bu aynı zamanda sahabenin yoludur. Mühim olan dinî kaynak ve eserleri İngilizce, Almanca, vs. dillere terceme ettirip, komşu ve arkadaşlarına hediye etmeliler.

“Peygamberin İzinde“ isminde bir kitab çalışmanız var. Peygamberimizin izinde nasıl gidilir?

O’nu anlayarak ve sünnetlerine sımsıkı yapışarak! Bizim, bugün diriltmeye çalıştığımız bilinç, gerek bu eser yoluyla gerek farklı faaliyetlerimizle, insanlarda bir sünnet bilincini oluşturmaktır. Yapmış olduğumuz sohbetlerin, yazmış olduğumuz yazıların bütün gayesi, Allah Rasulü’nün hayatımızda bir fazla eylemiyle, bir fazla sünnetiyle beraber olmasını sağlamak. Ve inşallah idealimiz, Allah Rasulü’yle en çok beraber olacak kadar hayatımızı sünnetlerle donatmaktır. Unutulmamalıdır ki, bu dünyada yaşayan herkes iyi veya kötü bir iz bırakacaktır. En temiz izleri bırakan sevgili Peygamber Efendimiz’in sünnetlerine yapışarak, O’nun ardınca yürümeye çalışmalıyız.

Müslümanların büyük bir kısmı maalesef ki hatalı bir sünnet anlayışına sahip. Sizce sünnet nasıl anlaşılmalıdır? Sünnetin dereceleri var mıdır?

Elbette ki Rasulullah’ın bir insan olarak yaptığı işler vardır, Peygamber olarak bize öğrettiği şeyler vardır. Yediği, içtiği şeyler, giydiği şeyler bir insan olarak o günün ihtiyaçlarına göredir. Dolayısıyla misal olarak söylüyorum, giyimde esas olan setri avrettir. Diğer kısımlar örfe göre farklılıklar arzedebilir. Ama O’nun eşine şefkatli olması, komşulara iyi davranmak, insanlara, çevreye ve hayvanlara eziyet etmemesi, namazlardaki sünetler, misvak, yemekte sağ eli kullanmak vs., O’nun bize sünnet olarak öğrettiği hususlardan sadece bir kaçıdır. Elbette Sünnet’in de öncelik ve dereceleri vardır. Ama bu hususta yazılı kitaplara başvurmamız daha doğru olur. Ama bu hususta yazılmış olan detaylı kitaplara başvurmamız daha doğru olur. Eksik bir beyanın bize vebali olabilir.

Peygamberimizin sünnetine ilişkin temel kaynaklarımız ne kadar sıhhatlidir? Peygamberimizin sünnetini ve hadislerini hafife alanlara nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Bir defa bu husus ilmî bir birikim ister. Hadis Usulü bizim Rasulullah’ın hadisleri ve sünnetlerinin ne derece sıhhatli ve süzülerek geldiğini gösterir. Sünnet ve hadisleri hafife alanlara da şunu söylemek isterim: Dikkat ederseniz bu kimseler Rasulullah’ın sünnetlerini ve hadisleri yok sayarken, kendileri alabildiğince görüş ve yorumlarını cesurca ortaya koyuyorlar. Adam’a sormazlar mı; senin yorum yapma hakkın var, ama bu dinin peygamberinin sünnetleri gereksiz öyle mi?! Bu kadar büyük bir gaflet olabilir mi?!

Peygamberimize sözlü, yazılı ve karikatürlerle saygısızlık yapanlar var. Bu saygızlıklara müslümanlar nasıl cevap vermeli? Peygamberimiz olsa, sizce bu gibi durumlarda ne yapardı?

Herkes kendine yakışanı yapar. Bizim burada bir özeleştiri yapmamız lazım: “Bizim kötü hallerimize bakıp, Rasulullah’ı da bizim gibi birisi mi zannederek o kötü işleri yapıyorlar, yoksa Efendimiz’e kötü işleri yapanlara sebeb biz miyiz” demeliyiz ve Rasulullah’ın örnek hayatını hayatımıza ayna yapmalıyız inşallah.

Peygamberimizin çok evliliği ve savaşları gibi bazı yönleri özellikle Batı’da sıkca eleştirilmektedir. Peygamberimiz neden savaşmış ve neden birden fazla kadınla evlenmiştir?

Efendimiz genellikle kendisini savunmak, ihanete karşılık vermek, düşmanlarının müttefiki olmuş olanlarla savaşmak durumunda kalmıştır. Zaten savaş öncesi barış yollarını sonuna kadar zorlamıştır. Rasulullah’ın hayatı boyunca ölen kişi sayısı 500 bile değildir. Ama misal olarak sözde barışı sağlamak için İrak’ta yapılan savaşta beş yılda bir milyonu aşkın insan öldürülmüştür. Efendimiz, Hz. Hatice annemiz hayatta iken başka hiç kimseyle evlenmemiş, yani 25 yıl boyunca sırf onunla evlilik sürmüştür. Yaşı 53’ü geçmişken çoğu stratejik, sosyolojik, siyasal ve koruma amaçlı evlilikleri olmuştur.

Rasulullah Efendimizin kutlu doğumunu niçin ve nasıl anmalıyız?

O her zaman en güzel örnek olduğu için kıyamete kadar O’nu gündemimizde ve hayatımızın merkezinde tutma adına bu tür vesilelerle Efendimiz’i müslümanların ve insanlığın gündemine taşımalıyız. Dolayısı ile Kutlu Doğum etkinlikleri ve benzer faaliyetler, Rasulullah Efendimiz’i anlamada, hatırlamada, tanıtmada güzel vesilelerdir. Bu tür vesileleri çoğaltarak, O’nun örnek ahlakıyla ahlaklanmaya çalışmalı, Efendimiz’i hayatımzın gündeminden hiç bir zaman çıkarmamalıyız.

Değerli hocam. Bizlere kıymetli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ediyorum. Son olarak söylemek istediklerinizi ve dergimiz hakkındaki düşüncelerinizi de alabilirmiyiz?

O’nu sever ve sünnetine yapışarak dünya’da huzurlu bir kalbimiz, ahiret’te de şefaatıyla şerefleniriz inşallah. Ben de sizlere ve sizler vesilesiyle tüm okuyucu kardeşlerime teşekkürlerimi ve hürmetlerimi arzederim. Selam ve dua ile…

Schreibe einen Kommentar

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s